Ana Sayfa Facebook'ta Paylaş  Üye GirişiÜye Ol
24/10/2014    iPNo: 54.226.191.80
Mail Girisi  |
 WEBMAİL  |  DİZİN  |  İLETİŞİM  |  REKLAM  |  HAKKIMIZDA
   Egze Bilişim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Kitap Özetleri
Cybernet
Cybernet Offlinedir 
WebMaster
<font color=red><b>WebMaster</b></font>
Kayıt: 01 Ekm 2004
Son Görülüşü: 22 Ekm 2014
Mesajlar: 2249
Seviye:38

Altın: 126134
Cybernet
Mesaj No: 60294 - Mesaj No - 60294Tarih: Cmt Şub 24, 2007 7:51 pm    Mesaj konusu: Şeker Portakalı - José Mauro de Vasconcelos (Kitap Özeti) Alıntıyla Cevap Ver
A) FİZİKİ DEĞERLENDİRME
Kitabın Adı :Şeker Portakalı
Yazarı :José Mauro de Vasconcelos
Yayınevi :Can Yayınları
Baskı :60. Basım / 1995
Kağıt Kalitesi: 2. Kalite
Sayfa Sayısı :207
Puntosu :12 Punto
Resim Özellikleri: Kitapta renksiz,karakalem çalışmasını anımsatan soyut resimler vardır.
Kitapta içeriği anlatan bir bölüm yoktur.Okuyucunun ne ile karşılaşacağı yalnız bir cümle ile verilmiştir :”Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü.”
Yazar Hakkında Bilgi: Şeker Portakalı isimli kitabın özgün adı O Meu Pé de Laranja Lima’dır (1986).
Yazarı; José Mauro de Vasconcelos, 26 Şubat 1920 de Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu’da doğdu. Kızıldereli bir anne ile Portekizli bir babanın çocuğu olan José Mauro de Vasconcelos iki ayrı kültürün de izlerini taşıdı. Oldukça yoksul olan ailesi onu Natal kasabasındaki amcasının yanına gönderdi. Orada 19 yaşındayken Hotengi Irmağı’nda yüzmeyi öğrendi. İlerde bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayallerini kurdu. Liseyi Natal’da bitirdikten sonra 2 yıl tıp öğrenimi gördüyse de öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayaller peşinde Rio de Jenario’ya ya gitti. Orada ilk işi boks antrenörlüğü oldu. Tarım işçiliği ve balıkçılık yaptı. Yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı. Bu onun yazarlığına büyük katkılar sağladı. Değişik ortamlarda , değişik koşullarda farklı insanlar tanıdı. İyi bir gözlemci ve usta bir yazarın elinde bütün bu yaşamlardan pek çok roman çıktı ortaya. Bunlar yazarın çok yönlü kişiliğinin ve içinde bulunduğu arayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir. José Mauro de Vasconcelos’un Beyaz Toprak isimli eseri çok beğenildi. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıktı. Ama onu dünyaya tanıtan kitabı Şeker Portakalı (1968) oldu. Bu romanı 12 günde yazdığını açıklayan yazar “Ama onu 20 yıldan fazla taşıdım yüreğimde” der. Şeker Portakalı’nın küçük kahramanı Zeze’nin serüvenleri Güneşi Uyandıralım (1974) ve Deli Fişek adlı romanlarında da devam etmiştir.
B)İÇERİK DEĞERLENDİRME
ÖZET:
Zeze fakir bir ailenin ince ruhlu , zeki ancak anlaşılamamış, yaramaz bir çocuktur. Erken yaşta kendi kendine okumayı öğrenir, hayatın içine gerçeklerine daha erken atılır. Babası işsizdir. Annesi geç saatlere kadar çalışmaktadır. Okula başlayıncaya kadar geçen zamanda ablası ve küçük kardeşi ile evde yaşadıkları anlatılır. Zeze, diğer öğretmene hemen hemen tüm öğrenciler çiçek getirirken kendi öğretmenine kimsenin çiçek getirmediğini fark eder. Parası olmadığı için bir bahçeden çiçekleri gizlice toplar ve her sabah erkenden öğretmenin masasına bırakır. Ancak bir süre sonra yakalanır. Yaptığının hırsızlık olduğunu söylerler ve onu cezalandırırlar.
İnce ruhunun yanında yaramaz olan Zeze’nin eline eski bir çorap geçer. Tıpkı yılana benzemesi onda muzur bir fikir uyandırır. Bir ucuna ip bağlar, ağacın üstünden geçirir ve saklanıp avını bekler. Annesinin arkadaşını korkutur ve dayakla cezalandırılır.
Bir gün okula gitmek istemez. Bir Kiliseye gider oradaki mumları uçurtmasının ipine süreceğini söyleyerek papazdan alır ve Kilise’nin girişine mumları sürer. Yine annesinin bir arkadaşı Zeze’nin kurbanı olur, kayarak düşer. Zeze yine yakalanır, cezalandırılır.
Zeze Noel’de babasının kendisine bir şey almadığına söylenmesini babasının duyduğunu fark edince çok üzülür, tüm gün babasına sigara alacak parayı biriktirmek için ayakkabı boyacılığı yapar.
Yine okuldan kaçtığı bir gün sokakta müzik parçaları yazılı afişler satan bir adamla tanışır, yanında çalışmaya başlar. Bu sırada öğrendiği parçalardan birini babasını üzgün gördüğü bir gün söylemek ister. Babası Zeze’nin ilk cümlesine bir tokatla karşılık verir. “Devam et” der. Zeze devam eder. İkinci bir tokat daha gelir. Zeze söylediği şarkının sözlerinin anlamını bilmez. Babasının niçin sinirlendiğini de anlamaz. Zeze’nin gözlerinden yaşlar gelmeye başlar, babası çok sinirlenmiştir. Kemerini eline alır, Zeze’yi fena halde döver. Zeze buhran içindedir ve onu kimse anlamamaktadır. Bu nedenler onu bir portakal ağacı fidanı ile dost olmaya iter. Dertlerini bu fidanla paylaşır. Manuel Valenderes ise Zeze’nin dertlerini paylaştığı, orta yaşın üstünde bir dostudur. Belki de Zeze’yi anlayan tek yetişkindir. Zeze ona öylesine bağlanmıştır ki ona kendini evlatlık olarak alıp almayacağını sorar. Bu dostunun arabasıyla tren raylarının arasında parçalanması Zeze’yi karamsarlığa iter.
Hikayenin sonunda babası iş bulmuştur ve Zeze’ye artık hayatlarının düzene gireceğini söyler. Ancak Valanderes ölmüş, Şeker Portakalı fidanı da kesilmiştir. Zeze için artık her şey bitmiştir.
Hikaye “Olup bitenleri çocuklara niçin anlatmalı?” sorusu ile biter. Zeze’ye gerçekler çok erken anlatılmıştır.
ÇOCUKSU ÖĞELER
 Zeze’nin hiç kimsenin çiçek getirmediği öğretmeni için bir bahçeden gizlice çiçek toplaması ve erkenden gelip öğretmeninin masasına bırakması.
 Babasını üzdüğünü düşündüğü için ayakkabı boyacılığı yaparak babasına en sevdiği sigarayı alacak kadar para biriktirmesi
 Ayağının kırık cam parçasıyla kesildiğini , ailesinin kızacağından korktuğu için çektiği acıya rağmen saklaması
 Şeker Portakalı ile kurduğu diyolog
 Babasını mutlu etmek için ona şarkı söylemesi.
KAHRAMANLAR:
Zeze: Fakir ve kalabalık bir ailenin en küçük oğlu. Oldukça zeki, ince düşünceli ve yaramaz bir çocuk. Kendinin kötü bir çocuk olduğunu düşünmekte ve ailesi tarafından kendine uygulanan şiddeti haklı görmektedir.
Gloria: Zeze’nin ablasıdır ve evde Zeze’yi dövmeyen tek kişidir. Zeze’yi daima korur ve sever.
Edmundo Dayı: Zeze’nin merak ettiği her şeyi sıkılmadan ona anlatan ve Zeze’ye sürekli bir şeyler öğreten yaşlı akrabalarıdır.
Luis: Zeze’nin bakmakla zorunlu olduğu küçük kardeşidir. Zeze her zaman ona iyi olanı öğretmeye çalışmaktadır.
Portekizli Manuel Valendares: Zeze’nin kötü bir şekilde tanıştığı fakat sonra çok iyi dost olduğu zengin bir adamdır.
Minguinho: Zeze’nin evlerinin bahçesinde bulunan ve Zeze’nin hayatına dair her şeyi paylaştığı konuşarak rahatladığı şeker portakalı fidanının adıdır.
ANAFİKİR:
Çocuklar çevrelerinde olan her olayın farkındadırlar ve bunlardan etkilenirler. Onlara yaklaşırken kendi dünyalarının olduğunu unutmamalıyız.
KABUL VE DEĞERLER:
 Ekonomik olarak sıkıntı içerisinde bulunan ailelerin çocukları bu hayatın her zorluğuna sabırla katlanmak zorundadırlar.
Kitapta Zeze ailesinin çektiği her sıkıntıyı bilmekte ve bunlara dayanmaya çalışmaktadır. Baba işsiz olduğu için asabidir ve şiddet uygulamaktadır. Zeze buna katlanır çünkü babası işsiz olduğu için böyle davranmakta haklı olduğunu düşünmektedir.Oysa kitabı okuyan çocuklar kendilerini bu kahramanla özdeşleştirecekler ve acı duymayı, ezilmeyi normal sayacaklardır. Bu yanlış bir yönlendirmedir.
 Yazar, eserde Hristiyanlık dininin bazı anlayışlarını işlemiştir.
Romanın oturduğu yapı Hristiyanlıkla örtüşmektedir. Dini öğelere yer verilmiştir. Noel’de küçük İsa’nın doğması, şarap, ekmek yenilmesi, kilise’den bahsedilmesi bunlara örnek verilebilir.
 Büyükler çocuklara yaramaz, kötü olduklarını söylüyorsa bu doğrudur.
Eserde Zeze’nin kötü bir çocuk olduğuna Zeze ailesi ve yazar inanmaktadır. Noel’de Zeze için İsa yerine şeytan doğmasının belirtilmesi buna iyi bir örnektir. Ayrıca Zeze’nin gördüğü şiddete karşı kendini sürekli suçlu görmesi okuyan çocukları olumsuz etkileyecek bir davranıştır. Bu davranış çocuğa kendi davranışlarının ve düşüncelerinin büyükler nazarında önemsiz olduğu hissini verebilir.
 Büyükler çocukların davranışlarını anlayamaz.
Zeze ince ruhlu zeki bir çocuktur ancak davranışları çevresince anlaşılamaz. Öğretmenini mutlu etmek için getirdiği çiçeklerin sorgusuz hırsızlık olarak değerlendirilmesi, babasını mutlu etmek için anlamının bilmediği bir şarkıyı söylemesi karşısında dayak yemesi yazarın bakışını en iyi gösteren örneklerdendir.
Temel değerlerle kabullerin her zaman uyuşmadığı değerlendirilmesi yapılabilir.
DİL VE ÜSLUP:
Kitabın dil ve üslubu çocukların zevk alacakları niteliktedir.Cümleler ve paragraflar kısadır.Karşılıklı konuşmalara sıkça yer verilmiştir.Mecazi ifadeler çok fazla yer almamıştır.Bunun yanında cümlelerde orijinal bir yapı yoktur.Kelime seçimi çocukların düzeyine uygun olarak yapılmıştır.Olayların anlatımı akıcı,tasvirler etkileyicidir.Fazla olay ve hareket olmamasına rağmen, seçilen ayrıntılar çocuğun diliyle verilince etkileyici unsur haline gelmiştir.
KİTABIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kitap hayatın acı yüzünü bir çocuğun dünyasında işlemesi ve onun diliyle bunu anlatması yönüyle oldukça etkili bir eserdir. Bu anlatım okurken duygusallığın ağır basmasına sebep olmaktadır. Kitap bittiğinde Zeze’yi anlıyorsak çocukların dünyasına adım atmışız demektir. Onların davranışlarındaki hareket noktalarını saptamak gerektiğini kuvvetle hissettiren bir romandır. Bunların yanında iyi-kötü karakterin ayrımının tam yapılmadığı (Zeze’nin babasının çocuklarının isteklerini yerine getiremediği için üzülmesinin yanında, onları dövmesi), karakterlerin özelliklerinin ayrıntıyla verilmeyip yalnızca çocuğun o karakter hakkındaki düşüncesinin verilmesiyle yetinilmiş olması (Edmundo Dayı Zeze’nin korkuyla karışık güven beslemesi veriliyor. Fakat bunda çocuğun doğru kararda olup olmadığını anlayabileceğimiz bir ayrıntı verilmiyor) ve bir şikayet romanı özelliği taşıması kitapta fark edilen eksikliklerdendir.
Kitabın hangi anlayışla yazıldığı hususuna gelince; daha çok çocuğun duyguları ele alınarak çocuğa içten bir bakış yapılmıştır. Bu nedenle yenilikçi anlayışla yazıldığını söyleyebiliriz.
İLKÖĞRETİMDE OKUYAN BİR ÇOCUĞUN KİTAP HAKKINDA GÖRÜŞLERİ
Kitabı çok beğendim. Okurken Zeze’ye çok üzüldüm. Çok acı çekti. Onun mutlu olmasını istedim. Olaylar çok akıcıydı. Zeze’nin öğretmenine çiçek götürmesi beni etkiledi. Ben de olsam öğretmenime çiçek götürürdüm. Zeze’nin babası kötü bir adam çünkü Zeze’yi çok dövdü. Dövmeseydi daha güzel olacaktı. Kitabı okurken isimleri aklımda tutmakta zorlandım. Ama yine de güzel bir kitaptı. Birde başlarda okurken sıkıldım sonrası güzeldi. Resimleri azdı.
AKÜ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ VEDAT YEŞİLÇİÇE’İN GÖRÜŞLERİ
Yazar, geçmişle ilgili hatıralarını vererek kendini soyutlamaya çalışmıştır. Ancak kitabı okurken yazar büyük biri olduğunu unutturamamıştır. Zeze’nin aslında iyi ya da kötü olduğu açıkca verilmemiştir. Çocuk hep ben kötüyüm diyor ancak yaptığı yaramazlıklar onu kötü yapacak kadar büyük değil (Çorabı yılan yapması, kilise’nin girişine mum sürmesi vb.) Bir çocuğun mutlu olması için ne gibi unsurlar gerekir? Çocuk neyi niçin yapar? Biz ne yapmalıyız gibi sorulara cevap aranmaktadır. Böylece evrensel bir çocuk dünyası oluşturulmuştur.
Mel Gibson “İsa’nın Çilesi” filminde sürekli dayak yiyen İsa ile, Hristiyanlardaki acıma duygusunu uyandırırken, Yahudilerden intikam almaktadır. Belki çocuğun dayak yemesinde de bizde acıma duygusunu uyandırmak, dayak atan ailelerden intikam almak amacı güdülmüş olabilir.

Gerçekler acıdır, baklava tatlı. O zaman baklava gerçek değil mi¿


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger Başa dön
Yeni Başlık Gönder || Bu başlık kilitlenmiştir
Mesajları göster:   
   Egze Bilişim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Kitap Özetleri Pdf Tüm saatler GMT +2 Saat
1 . sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
BENZER KONULAR
KonuForumKonuyu Başlatan
Şeker Portakalı - José Mauro de Vasconcelos (Kitap Özeti)Kitap ÖzetleriCybernet
Şeker PancarıBilelim ÖğrenelimCybernet
Sergen Şekerspor'a transfer oldu..Taraftar Köşesi**zerd@**
ŞekerpareYerli Filmlerbushi
Elma şekeri gibidir aşk, elinde sapı kalırMagazin**zerd@**
AŞIRI AĞIZ KURULUĞU GİZLİ ŞEKER HABERCİSİBilelim Öğrenelimmihriban
Kestane Şekeri nasıl yapılırReçeller - Marmelatlarmihriban
Arşiv

Telif Hakkı © 2004 - 2014 Egze Bilişim & Hosting Hizmetlerine Aittir